Önsöz

DAĞLARA SAYGI

Dağlar hakikatte kültürümüzün bir kaynağı ve varlığımızın sebebi değil midir?
Avcılıkla geçinen ilk insanlar, dağların ormanlarla kaplı olan orta sınırlarında barınmış-
lar, daha sonraları, hayvanları ehlileştirip, tarıma yönelmekle beraber gene de dağları
terk etmemişlerdir.

Bütün kültürlerin dağlardan inen kavimler tarafından meydana getirildiği hakkındaki
teori bugün de önemini korumaktadır.

Dağlarda bulunan tarih öncesi kültür kalıntıları (eski barınaklar, kaya resimleri, mezar-
lar, aletler v.s.) buralardaki eski kültürün önemini açıklamaktadır. Bunlar bugünkü halk
sanatı ürünlerinin kaynağını da belirtmektedir.

İnsanlar av hayvanlarını kovalarken dağların karlı sınırlarına yaklaştıkça daha yüksek-
lere çıkmaktan çekinmişler, buraları tanrıların, iyi ve fena ruhların, cinlerin sihirli bir
bölgesi olarak kabul edip kutsallaştırmışlardır. Böylece her çağda dağların birçoğu kutsal
sayılmış, bu yerlere kurbanlar sunulmuş, dağlardan avcılıkta şans, tarım için bereket,
ileri kuşaklar için sağlıklı ve ömürlü çocuk istenmiştir.

Bugün de her kıt'ada kutsal sayılan dağlar vardır. Yurdumuzda da kutsal bilinen dağlara
örnekler çoktur: Ağrı, Nemrut, Cudi, Zülfükül dağları, Uludağ gibi.
insanlar kendilerine bol av sağlayan, yağmur getiren, tufanlarda, düşman sellerinden ka-
çıp kurtuldukları dağlara karşı daima saygı göstermişler, çeşitli hikayeler ve destanlarla
bu hatıraları sürdürmüşlerdir.

Yurdumuz genellikle dağlık bir bölgedir. Bu dağlar daha çok Anadolu'nun doğu ve gü-
neydoğusunda toplanmış, Mezopotamya'nın kuzeyinde geniş bir alanı kaplamıştır. Mezo-
potamya kültürü üzerinde dağlardan inen çeşitli kavimlerin (Guti, Lulubi, Hurri) etkisini
kabul etmek icabeder. Sümerlerin, Proto Dicleliler ve Fıratlıların kaynaklarını, düzlükleri
sulayan büyük nehirlerin çıkış yerlerinde, dağlık yörede aramanın verimli olacağını savu-
nabiliriz.

Türkiye dağları, henüz adları konmamış yüzlerce dorukları, ender bitkileri, hayvanları,
maden, taş, prehistorik kalıntıları ile, renkli göçer hayatını yansıtan yaylaları, kaleleri
ile müstesna değerlerimizdir. Bu dağların bir kısmının, yakın bir zamanda, Milli Parklar
halinde organize edileceğini de umuyoruz.

İnsan canlısının, tabiatın ve evrenin bir parçası olarak, bu ana varlığa bağlılığı oranında
sağlığını, ruhi dengesini koruduğu, aksi halde soysuzlaştığı bir hakikattir. insanları tabi-
ata, dağlara çıkarmak ve buna teşvik etmek sağlık için faydalı olduğu kadar onları yurt
ve vatan sevgisine götüren tabii bir yoldur.

Bu yolu gösterenlere saygı, gayret ve emeklere övgü.

Muvaffak Uyanık