DAGLARLA ÜSTÜNE

  Dağlarla ilk tanıştığımda altı yaşındaydım. Annemin ra-
hatsızlığı nedeniyle yazın Güney'in sıcaklarından kaçma-
mız gerekiyordu. Biz de pek çok aile gibi Yayla'ya çıkmaya
başladık. İşte o zamanlarda karşılaştım Dağla. Öyle fazlaca
etkilendiğimi söyleyemem. Dağlarla daha yakından ve git-
tikçe derinleşen ilişkim, 19 yaşın deli doluluğu içinde Dağ-
cılık Sporuna girdiğim zaman başladı. O günden bugüne
(1965-1998) 33 yıl geçti. 33 yıldır yazın sıcağında, kışın soğu-
ğunda fakat ikisinin de birbiriyle karşılaştırılamayacak den-
li diri, temiz güzelliğinde tırmanışlar- yaptım, dinlendim,
durup düşündüm, hayaller kurdum, kızdım, sevindim, ba-
ğırdım, türküler söyledim, acı çektim, umutlar geliştirdim,
kayboldum, kaza geçirdim, ölümü, iki yüzlülüğü, dostluğu,
küçüklüğü, yaşamayı, yaşatmayı gördüm. Yani 33 yıldır bir
de Dağlarla yaşadım. Bundan sonra yaşayacaklarım bir ya-
na, Dağlarla işte bütün bu yaşantılar yumağından ortaya çı-
kanların bir bölümü.
  
  Dağlarla' da yer alan yazılar değişik zamanlarda yazıldı,
fakat kitapta bir dizi boyunca yerleştirildi. Bunun nasıl bir
dizi plduğunu okura bırakıyorum.

				
                         7




  Bütün yazılarda ağır bir anlatıdan uzak durmaya çabala- 
dım. Yazıların hepsi aynı biçimde değil. Sözgelimi "Dağlar- 
la", "Bir Çiçek Türküsüdür Dağ" düz yazı değil, fakat şiir 
de değil. Nitekim, birer dip not ile bunların şiir olmadığını, 
yalnızca böyle düşündüğüm için böyle yazdığımı belirttim. 
Yine de bu yolda yeniden bazı sorularla karşılaşacağımı dü- 
şünerek, burada küçük bir açıklama gereğini duyuyorum: 
Şiiri çok severim. Şiir okumak bana büyük bir haz veriyor. 
Bir ara pek çok şiir denemelerim oldu. Daha sonra beğen- 
mediğim, onlarda şiir bulamadığım için elime geçenleri at- 
tım. Bir anlatının şiir olması başka, şiirsel olması başkadır. 
Şair olmak ise daha başkadır. Bu anlatılar şiir değil, yalnız- 
ca şiirseldir ve değişik bir anlatı denemesidir. 

  Bazı yazıların dip notunda, o konunun burada, Dağların 
bağlamında ele alındığını, bir başka çalışmada yeniden ve 
daha geniş işleneceğini belirttim. Çünkü, Dağlarla' da Dağ' 
larla Düşünme'nin ötesine fazlaca taşmamak, Dağlarla çiz- 
gisini aşmamak gerekmekteydi. Değilse, kitabın doğa ile 
kaynaşmaktan gelen duyarlı yanından uzaklaşmak olasıy- 
dı. Ben de bunu istemiyordum. 

  Her çalışma daha ortaya çıkarken eksikleriyle birlikte vaı 
oluyor. İnsan için önemli olan yetkince ortaya çıkmak değil, 
yetkinleşen bir çizgide olmak. Hep tırmanır gibi. Yeter ki, 
Dağlar gibi günlerimiz de aydınlık olsun. 


                                        Atilla ERDEMLİ
			
                           8