Ana sayfa
Tarihçemiz
Hakkımızda
Fotoğraf Galerisi
Faaliyetler
Eğitim
Haberleşme Listesi
Bağlantılar
Türkiye'nin Dağları
Türkiye'de Dağcılık Literatürü
Haberler
 

   Kendisinden birkaç önemli dileğim oldu. Bunlardan biri, yalnızca Merkez Kampüs Dağcılığı ile bilgilenmek istiyordum. Bu dileğimi göz ardı etmeyeceğini söyledi. Merkez Kampüs Dağcılığı özgün bir boyutta gelişmekteydi. Doğrusunu söylemek gerekirse, İstanbul Üniversitesi'nde dağcılık sporunun tarihi Merkez Kampüs Dağcılığı'nın tarihidir.

   5.3. Güzellikler

   Çalışmalarımız yukarıda da değindiğim üzere sürmekteydi. Geldiğimiz noktada dağcılarımız her yıl, İ.Ü.S.B.K. Yönetim Kurulu'na girmeyi düşünmeyen, fakat Merkez Kampüs Dağcılığı'nın o yıl ki programını, yapılacak çalışmaları, uygulamaları düşünen ve bunlar için geliştirici çözüm arayan Yönetim Kurulu Başkanı seçmektedir. Görevler bir ayrıcalık olarak değil, bir sorumluluk olarak alınmaktadır. Aralarındaki tek akademisyen de ben değilim. Çalışmalarımıza İstanbul Üniversitesi'nin değişik kesimlerinden bir çok kişi katılıyor.

   Sitemizde özel bir not var. Eski dağcılara bir küçük çağrı. Ben burada o çağrıyı yinelemek istiyorum. Gerçekte bu tavrı uzun zamandır sürdürmekteyim: Bir çok Dağcımız bilirler, eski Dağcılarımızı hep davet ettim. Faaliyetlerimize masraflarını kendileri karşılayarak katılabileceklerini sık sık söyledim. Zaman zaman katılanlar oldu. Şimdi sitemize davet ediyoruz. Yeter ki, Dağların bize öğrettiği iyilik, güzellik ve yücelik bilinç ve duygusunu yitirmemiş olun.

   Bu sıradan veya nostaljik bir biraraya gelme olmamalıdır. İ.Ü.S.B.K. Merkez Kampüs Dağcılığı olarak yapılacak çok işimiz var. İsterseniz, onlara da katılabilirsiniz. Bana öyle geliyor ki tarihimizin en parlak sayfaları bundan sonra yazılacak.

   6. Ve 2006

   Dağlara ilk gidişim, resmi olarak, 1965 yılında oldu. İlk gittiğim dağ Erciyes'ti. İlk kampımızı 18 Temmuz 1965 günü Tekir Yaylası'nda eski dağ evinin ön tarafında kurduk. 18 Temmuz doğum günümdü. 19 Temmuz 1965 günü sabah saat 03.30 da tırmanışa başladık. 3916 metreye, yani büyük doruğa çıktık. Orada ilk kez Kayseri Askeri Havaalanı'ndan kalkan iki motorlu bir uçağı yukarıdan seyretmenin şaşkın sevincini yaşadım. Orada bugünün dağcılık koşulları yanında ilkel kalacak gereçlerle tırmandığımız dorukta dağları sevdiğimi farkettim. Kampa döndüğümüzde saat 00.25 olmuştu, yani tırmanış 20 saat 55 dakika sürmüştü.

   2005 dağcılıkta 40. yılım. Hem tırmanmayı hem de seyretmeyi çok sevdiğim bir doruk var: Orta Toroslar'da, Aladağlar'da Kaldı ( 3734 m) doruğu. Bu yıl 40 yılın anısına Kaldı'ya tek başıma tırmanmayı istiyordum. Olmadı, olamadı. İsteğim 2006 yılına kaldı.

   2006 yılında 60 yaşında olacağım. Bu sıkıntıları kadar keyifleri de bulunan bir yaş. Dağcılık sporu bakımından 60 yaş, yalçın doruklardan inip, yüksek sırtlarda soluklanılan bir yaştır. Dağcı buradan kendi durumuna göre, bazen hızlı, bazen yavaş ve dinlenerek Anakamp'a iner. Her inişin bir hüznü vardır. Yaşanmış güzelliklerin huzurunu duyanlar için bu hüzün bir Umut ile yenilir: O sırada doruklara ulaşmak için uğraş veren, tırmanan o yücelikleri ve o güzellikleri yaşayan Dağcıların varlığının umudu ile. Bu umut ancak bir şeyler yaptım, bir şeyler başardım ve bir şeyler bıraktım diyebilenlerin umududur. Bu umutla Anakamp'ın kıyısında duracağımı biliyorum. Durup doruklara bakacağım ve orada tırmananlara içimde her zaman sımsıcak ve canlı yaşadığım bir dileğimi sevgiyle, sevinçle dile getireceğim:

Dağlarınız Aydınlık Olsun!...

Doç. Dr. Attilla ERDEMLİ

* * *

Geri: < 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11


Hosting hizmetinden dolayı Gamelibrary.org'a teşekkür ederiz. Bize bilgi@iudak.org adresinden ulaşabilirsiniz.