Ana sayfa
Tarihçemiz
Hakkımızda
Fotoğraf Galerisi
Faaliyetler
Eğitim
Haberleşme Listesi
Bağlantılar
Türkiye'nin Dağları
Türkiye'de Dağcılık Literatürü
Haberler
 

   4.1. Kampüslerde eğitim

   İstanbul Üniversitesi bir yanda Beyazıt'taki Merkez Kampüs, diğer yanda Avcılar Kampüsü ve Sarıyer'de Orman Fakültesi olarak geniş bir alana yayılmıştı. Buralarda dağcılık sporu yapmak isteyenlerin dersten çıkıp, 18.00 de Kuyucu Murat Paşa Medresesi'ne yetişmeleri son derece zor oluyordu. Bu gençlerin önemli bir bölümü, bu nedenle çalışmalarından vazgeçiyorlardı. Merkez ile eşgüdüm içinde çalışacak dağcılık kolları bu kampüslerde çalışmaya başlarsa sorun önemli ölçüde çözümlenecekti.

   1990'lı yılların başında ilk denemeyi Orman Fakültesi'nde yaptım. Orada dağcılıkla ciddi olarak ilgilenen bir grup genç vardı. Orman Fakültesi'nde saydamlarla bir söyleşi yaptım. Sonra program üstüne konuştuk. Çalışmaya başladılar. Fakat bu konuda grubu toparlayıp götürecek bir öğretim üyesi bulamadılar ve girişim gelişmeden kaldı.

   Merkez Kampüs Dağcılığından yetişen ve kendisine güvenilen, pek çok konuda destek olunan, sorumluluk verilen, hatta biraz sonra anlatacağım üzere, İstanbul Üniversitesi Dağcılığı'nın başına geçmesi için hazırlanan bir Dağcı tarafından Avcılar Kampüsünde dağcılık başlatıldı. Ne var ki, Merkez Kampüs ile bir bütün olarak değil, Merkez Kampüse rakip olarak başlatıldı. Bu İstanbul Üniversitesi Dağcılığı'nı parçalamaktı. Bu yolda Avcılar kampüsündeki dağcılarının özellikle bana ve sonra da Merkez Kampüs Dağcılarına karşı tavır almaları için büyük bir beceriyle çalıştı. İftira ile, karalama ile dünyada hiçbir zaman iyi bir iş yapılmamıştır.

   İki dağcılık kolunun birleşmesi, uyum içinde çalışmaları için elimden gelen her şeyi yaptım. Avcılar Dağcıları, Merkez Kampüs'e karşı sürekli tavır içindeydiler. Daha sonra bazı dağ evleri ve dağcılıkla ilgili yerlerde gördüğüm bir flama bu tavra bir açıklama getirdi: Bu flamadaki sözler, İstanbul Üniversitesi'nde dağcılık çalışmalarının Avcılarda başladığını vurguluyordu. Ayrı deyişle bu kişi, 'İstanbul Üniversitesi'nde dağcılık benimle başlar' demek istiyordu.

   4.2. Yönetimi yayma ya da demokratikleşme

   Ben İstanbul Üniversitesi'nde bir öğretim üyesiyim. Dolayısıyla benim asıl görevim kendi konumumla ilgili çalışmalar yapmak ve bilgi üretmektir. Dağcılık sevdiğim bir alan, özgün bir çalışma ve gerçekten büyük özveri isteyen bu çalışmalarla ben hem İstanbul Üniversitesi'ne, hem de üniversitemin kişiliğinde Türkiye'ye bir armağan vermek istiyordum. Dolayısıyla İ.Ü.S.B. Dağcılık Kolu'nda Tek Adam olmamalıydım. Üniversitemde dağcılık benimle başlayıp, benimle bitmemeliydi. Türk Dağcılığında bu olumsuz durumun pek çok örneğini görmekteydim. İstanbul Üniversitesi Dağcılığı benden sonra da güçle sürmeliydi. Bu amaçla birkaç deneme yaptım. Hepsinin beni çok üzdüğünü söylemeliyim.

   Bunlardan ilki ve en büyüğü, yukarıda sözünü ettiğim, İstanbul Üniversitesi'nde dağcılık sporunun kendisiyle başladığını sana kişiydi. Üniversitede dağcılığın bir öğretim üyesi ile sürmesi en yapıcı olandı. Bu kişi İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nden mezun olmuştu. Bugün görevli olduğu fakülteye kabulü hiç de kolay olmadı. Orada göreve başladıktan kısa süre sonra dağcılık konusunda 1991 yılından beri içten içe sürdürdüğü faaliyetlerini su yüzüne çıkarttı.

   Bu denemeden sonra yetişkin dağcılardan bir yönetim kurulu oluşmasını ve demokratik bir biçimde çalışmaların geliştirilmesini istedim. Ben İ.Ü.S.B.K. da -İ.Ü.S.B. bir süredir kulüp olmuştu- gerekli çalışmaları yapacaktım. Seçim yapıldı ve İktisat Fakültesi'nden bir deneyimli dağcı başkan seçildi. Seçimin hemen ardından bana geldi ve "İ.Ü.S.B.K. Yönetim Kurulu'ndaki toplantılara ne zaman katılacağını" sordu. Amacı dağcılık değildi. Olmadı da. Bir süre sonra kendi grubu ile ayrıldı; kendi başlarına dağcılık yapmak istediler; beceremediler ve dağıldılar.

Devamı: < 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 >


Hosting hizmetinden dolayı Gamelibrary.org'a teşekkür ederiz. Bize bilgi@iudak.org adresinden ulaşabilirsiniz.